
Üyelerimizden Paylaşımlar
CHP ve HUKUK DEVRİMİ

17 Şubat 1926, TBMM, Türk Medeni Kanununun Kabulü
Türk ve İsviçre Medeni Kanunlarının bağlantısı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olarak bir modernleşme ve dönüşüm projesinin tasarlayıcısıdır. Bu projenin baş mimarı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu, çağdaş, laik ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet inşa etmekti. Bu vizyonun şekillenmesinde Avrupa’daki devlet modelleri önemli bir referans noktası olmuş, İsviçre ise bu bağlamda özel bir yer edinmiştir.
19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında ortaya çıkan Genç Türkler (Jön Türkler) hareketi, Osmanlı Devleti’nin anayasal, laik ve hukuka dayalı bir yapıya dönüşmesini savunuyordu. Bu harekette yer alanların önemli bir kısmı Avrupa’da sürgünde yaşamış, Fransa, İtalya, Almanya ve İsviçre’de eğitim almış ve bu ülkelerin hukukunu yakından tanımıştı. Genç Türkler arasında İsviçre’de Fribourg Üniversitesinde hukuk eğitimi alan Mahmut Esat Bozkurt (1892-1943) Türk Medeni Kanununun hazırlanmasında ve 1926 yılında kabul edilmesinde başrolü oynadı.
Mahmut Esat Bozkurt Türkiye Cumhuriyeti’nde 1924-1930 yılları arasında Adalet Bakanı olarak görev aldı. İsviçre medeni hukuku laiklik, kadın-erkek eşitliği ve çok kültürlü topluma uyumu sebebiyle Türk Medeni Kanununun temelini oluşturdu.
İsviçre ve Türkiye Medeni Kanunlarının 1926 yılındaki benzerlik örnekleri
Türk Medeni Kanunu, özellikle miras, mal paylaşımı, evlilik, boşanma, mülkiyet ve sözleşme özgürlüğü alanlarında İsviçre’den neredeyse aynen alınmıştır, ancak birebir çevirisi değildir. Birçok konuda Türk toplumunun kültürüne göre önemli değişiklikler yapılmıştır.
Osmanlı zamanında erkekler birden fazla kadınla evlenebiliyorken, 1926’dan itibaren Türkiye’de tek eşlilik zorunlu oldu. Osmanlı’da sadece dini evlilik yeterliyken resmi nikah zorunluluğu getirildi ve dini nikah hukuken geçersiz sayıldı. Ayrıca mirasta erkeğe 2 pay ve kadına ise sadece 1 pay verilirken, yeni medeni hukukla kadın ve erkeğe mirasta eşit pay verildi.
İsviçre ve Türkiye Medeni Kanunlarının 1926 yılındaki farklılık örnekleri
1926’daki medeni hukuka göre İsviçre’de erkekler 20 kadınlar 17 yaşında evlenebiliyorken bu madde erkekler için 18 kadınlar için 17 olarak Türk Medeni Kanununa eklendi. 1938 yılında ise erkekler için 17, kadınlar için ise 14 kabul edildi [ref1]. 14 günümüzde evlenmek için küçük bir yaş olsa da, İslam hukukunun uygulandığı Osmanlı’da kadınlar (ne yazık ki çocuklar) 9 yaşında evlenebiliyordu [ref2]. Hatta Osmanlı Sultanı III. Ahmed’in kızı Fatma Sultan 5 yaşında evlenmişti [ref2]. Çocuk yaşta evlenmenin ne yazık ki normal karşılandığı topluma evlenme yaşını 17 olarak kabul ettirmek o gün için mümkün değildi. Toplumsal gerçekleri göz önüne alarak 14 yaş evlenme yaşı olarak belirlenmişti. Günümüzde Türkiye’de evlilik yaşı kadın ve erkekler için 18 olarak uygulanmaktadır. Daha küçük yaştaki evlilikler için mahkemeden özel izin gerekir.
Boşanma sırasındaki mal paylaşımı konusunda İsviçre ve Türkiye hukuk sistemi benzese de 1926 yılında kabul edilen medeni hukuka göre Türkiye’de boşanma daha zordu. Örneğin İsviçre’de eşlerden birisinin istemesi ile boşanma mümkün olabiliyorken Türkiye’de eşlerden birisinin istemesi ile boşanma kararının verilebilmesi için aldatma veya hayati tehlike gibi özel durumlar gerekiyordu. Bunun dışındaki durumlar için eşlerin ikisinin de boşanmayı istemesi gerekiyordu. Günümüzde ise Türkiye’de eşlerden sadece birinin istemesi ile şiddetli geçimsizlik durumunda boşanma mümkündür.
Toplumsal kabul ve itirazlar
1926 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu özellikle şehirli ve eğitimli kesim arasında hızlı bir şekilde kabul görse de kırsal kesimde kabul görmesi uzun zaman aldı. Örneğin resmi nikah olmaksızın dini nikah ve çok eşlilik günümüzde de kırsal kesimde uygulanmaktadır. Türkiye’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hazırladığı rapora göre günümüzde evliliklerin %3’ü resmi nikah olmaksızın sadece dini nikah ile olmaktadır [ref3].
3 eşi olduğunu söyleyen YRP’li Ali Yüksel AKP listelerinden milletvekili seçilmiştir ve halen Türkiye Büyük Millet Meclisindedir. Ali Yüksel, Medeni Hukuku uygulamadığı ve şeriat çağrısı yaptığı için kadın hakları savunucuları ve CHP yöneticileri tarafından protesto edilmiştir [ref4, ref5].
Miras içinde kadın haklarının dini kurallara göre daha dezavantajlı olarak uygulandığı erkek egemen düşünce yapısı ise hem kırsal kesimde hem de şehir hayatında sıklıkla görülür. Ancak bunun için net bir istatistik yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi kadın erkek eşitliğine dayalı yasal düzenlemelerin uygulanması ve toplumsal kabulü için eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerini desteklemeye devam etmektedir.
Yazar: Kadir Akın
Email: aakin@phys.ethz.ch
Tarih: 2.2.2026

