top of page
ozgur ozel 2.png

Üyelerimizden Paylaşımlar

CUMHURİYET İLE KADINLARA SEÇME ve SEÇİLME HAKKININ VERİLMESİ

5 Aralık 1934, Türk Kadınlarına Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi

Bir Cumhuriyet Kazanımı: Türkiye’de Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı


Kadınlara seçme ve seçilme hakkı, 20. yüzyılın başından itibaren birçok ülkede uzun ve tartışmalı mücadeleler sonucunda kazanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, kadınlara tanınan haklar bakımından tarihsel olarak birçok ülkeye örnek teşkil etmiştir.


Türk kadınları, 1930 yılında belediye seçimlerinde, 1933’te muhtarlık seçimlerinde, 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir [ref1] [ref2]. Böylece Türkiye, kadınlara bu hakkı tanıyan öncü ülkelerden biri olmuştur.


Türkiye’de kadınlar 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuşurken; Fransa kadınlara bu hakkı 1944’te, İtalya 1946’da, Belçika 1948’de, İsviçre ise federal düzeyde ancak 1971’de tanımıştır [ref3] [ref4]. Hatta İsviçre’de Appenzell Innerrhoden kantonunda kadınlar yerel seçimlerde oy hakkını 1990 yılına kadar kullanamamıştır [ref4]. Bu karşılaştırma, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarındaki reformcu ve ilerici yaklaşımını daha da anlamlı kılmaktadır.

 


Atatürk ve Kadın Hakları: Bir “Lütuf” Değil, Yurttaşlık Hakkı


Mustafa Kemal Atatürk’e göre kadın hakları, Batı`dan alınmış bir taklit ya da kadınlara verilmiş bir ayrıcalık değil; eşit yurttaşlığın doğal bir sonucuydu [ref2].

“Bir toplum, bir cinsinin ilerlemesine izin verip diğerini zincirler içinde bırakırsa, o toplumun ilerlemesi mümkün değildir.” Mustafa Kemal Atatürk 

1930 yılında Halime Çavuş, Artvin’in Hopa ilçesinde Türkiye’nin ilk kadın muhtarı olarak seçilmiştir. Ayrıca Sadiye Hanım, Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı olmuştur. 8 Şubat 1935 seçimlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 17 kadın milletvekili girmiş; ara seçimlerle bu sayı 18’e yükselmiştir. Toplam milletvekili sayısının yaklaşık %5’ine tekabül eden bu oran, o dönem için birçok Avrupa ülkesinin üzerindedir [ref3]. Mebrure Gönenç (Afyonkarahisar), Hatı Çırpan  (Ankara), Türkan Örs Baştuğ (Antalya), Sabiha Gökçül Erbay  (Balıkesir), Ayşe Şekibe İnsel  (Bursa), Hatice Özgener  (Çankırı), Huriye Öniz Baha (Diyarbakır), Fatma Memik (Edirne), Nakiye Elgün (Erzurum), Fakihe Öymen  (İstanbul), Benal Nevzat İştar Arıman (İzmir), Ferruh Güpgüp (Kayseri), Bahire Bediş Morova Aydilek (Konya), Mihri Pektaş (Malatya), Meliha Ulaş (Samsun), Fatma Esma Nayman (Adana), Sabiha Görkey (Sivas) ve Seniha Hızal (Trabzon) meclisimizin ilk kadın milletvekilleridir.

 


Bugünden Bakınca


Siyasi temsilde eşitlik sadece hukuki haklarla sınırlı kalmayıp bu hakların fiilen kullanılabilmesiyle anlam kazanır. 5 Aralık 1934’te Türkiye’de kadınlara yalnızca oy ve seçilme hakkı tanınmamış aynı zamanda Cumhuriyet’in akıl, bilim ve eşitliğe dayalı kuruluş anlayışı da ortaya konmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, kadın haklarını bir lütuf olarak değil, eşit yurttaşlık hakkı olarak görmüş ve bu anlayışı yasalar ve reformlarla hayata geçirmiştir. Bu tarihsel adım bugün bizler için hem bir gurur kaynağı hem de Cumhuriyetimize sahip çıkma sorumluluğunu hatırlatan önemli bir mirastır.

Aradan geçen doksan yıla rağmen, bu öncü tarihsel kazanımın siyasal temsilde ne ölçüde karşılık bulduğu sorusu bugün hala güncelliğini korumaktadır. Bu noktada güncel veriler, kadınların siyasette eşit temsiline ilişkin belirgin farklılıkları göstermektedir. 2024 verilerine göre Avrupa Birliği parlamentolarındaki kadın temsil oranlarına bakıldığında, İsveç, Finlandiya ve Danimarka ortalama %45 oran ile başı çekmektedir [ref5]. İsviçre parlamentosunda kadın temsil oranı 2023 yılında %38 iken Türkiye’de kadın milletvekili oranı 2022 yılında yalnızca %17 düzeyindedir [ref6][ref7]. Bu veriler kadınların eşit temsilinde ülkeler arasındaki büyük farkları ortaya koymaktadır. Kadınların siyasette eşit temsili demokratik bir zorunluluk olmanın ötesinde, çağdaş ve kapsayıcı bir demokrasinin temel koşullarından biridir. Bu alandaki eksikliklerin bilinçli ve kararlı politikalarla ivedilikle giderilmesi gerekmektedir.
 

Yazar: Özlem Altıntaş Akın

Email: ozlem6ntas@hotmail.com

Tarih: 7.2.2026

Referanslar
[ref1] Türkiye Barolar Birliği, 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/5-aralik-turk-kadinina-secme-ve-secilme-hakkinin-taninmasi-73587 
[ref2] Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesinin Türk Kamuoyundaki Yankıları https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/69/tur#:~:text=1930%20y%C4%B1l%C4%B1nda%20kad%C4%B1nlara%20belediye%20se%C3%A7imlerine,se%C3%A7me%20ve%20se%C3%A7ilme%20hakk%C4%B1%20tan%C4%B1nm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r. 
[ref3] Inter-Parliamentary Union (IPU), Women’s Suffrage: A World Chronology of the Recognition of Women’s Rights
http://archive.ipu.org/wmn-e/suffrage.htm#Note1 
[ref4] Schweizerisches Bundesarchiv, Frauenstimmrecht in der Schweiz
https://www.bar.admin.ch/bar/de/home/recherche/recherchetipps/themen/frauenstimmrecht.html 
[ref5]
https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/w/edn-20250307-1?utm_source=chatgpt.com 
[ref6]
https://www.swissinfo.ch/eng/politics/elections-2023-switzerland-loses-ground-on-women-in-parliament/48919610 
[ref7]
https://share.google/WWsjQ32rYIMBVMX0e 

 

​​

bottom of page